Dijital Yaşamda Dijital Huzuru Bulmak - IV
Dijital halet-i ruhiyemizi iyileştirmenin üç yolu daha
Serinin kısaca geçmişi, şimdisi ve geleceği
Dikkat ekonomisini temel alan teknolojileri psikoloji çerçevesinde incelediğim bu serinin dördüncü yazısına başlamadan önce, önceki yazıların kısaca bir özetini sunmak istiyorum. Birinci yazıda bu teknoloji şirketlerinin bizi kendi ürünlerini kullanmaya nasıl alıştırdıklarını psikoloji biliminin bakış açısından inceledikten sonra ikinci yazımda sosyal medyanın yararlarından ve zararlarından kısaca bahsettim. Geçtiğimiz hafta ise daha bilinçli bir teknoloji kullanımı için (nöro)psikoloji araştırmaları ve Dijital Minimalizm kitabındaki fikirler çerçevesinde bazı pratik taktikler sundum.
Yazıyı uzun tutmamak amacıyla geçtiğimiz hafta bahsedemediğim diğer taktikleri ya da fikirleri bu hafta sunmak istiyorum. Aslında bu yazıya ilk başladığımda bu serinin son yazısı olacak şekilde bitirmek istiyordum ancak normalde bir alt başlık olarak planladığım bir konseptin — sıkılmanın sanatı ve temel değer yargılarımızın önceliklendirilmesi — başlı başına bir yazıyı hak ettiğini düşündüğüm için önümüzdeki hafta bu seriyi geçici olarak noktalandıracağım. Geçici olarak dedim çünkü farklı bilimsel kaynaklara ya da kitaplarda güzel fikirlere denk geldikçe bir kenara not etmeye devam edeceğim. Bu fikir birikintisi bir makale bardağını dolduracak kıvama geldikçe de devam yazılarını paylaşıyor olacağım. Nitekim ne teknoloji ergenlik evresinden çıkabilecek ne de bilim bu “ergen” teknolojinin büyüme ağrılarına çare aramaktan vazgeçecek.
1- Ekran kullanım süresine bir göz atmak
Ekran süresini takip etme dalgası son dönemlerde meşhur olmakla kalmadı, bu alanda birçok girişimin de önünü açtı. Hatta bazı girişimler uygulamalara ekran süresi limiti koyan mobil uygulamalar tasarlamaktan bir adım ileriye giderek ekran süresini tamamen engelleyen fiziksel kilitler piyasaya sürdüler. Geçtiğimiz aylarda karşıma çıkan Brick isimli bir girişim tek elle tutabileceğiniz küçük bir fiziksel tuğlayı adeta bir kilit gibi kullanmanızı sağlayan bir ürün geliştirdi. Telefonunuzda kullanmak istemediğiniz uygulamaları (ya da kullanacağınız maksimum zamanı) belirledikten sonra bu tuğlayı fiziksel bir anahtar gibi kullanabiliyorsunuz. Blokladığınız uygulamaları kullanabilmek için uzağa koyduğunuz o tuğlanın yanına kadar gitmeniz gerekiyor, bu da bir nevi istenmeyen davranış ile sizin niyetiniz arasında bir sürtünme yaratıyor.
Evet, bu tarz sürtünmeler ekran süresini azaltabiliyor, araştırmaların gösterdiği üzere sosyal medya kullanımını günde maksimum otuz dakikayla sınırlamak depresyon ve yalnızlık semptomlarını az da olsa azaltmakta başarılı, ancak burada tekrar (ve tekrar) kişisel gelişimin kişisel takıntıya döndüğü ince çizgiye dikkat etmemiz gerektiğinin kanaatindeyim. Bilakis, harcanan her dakikanın alacaklı gibi peşine düşmek bizi daha da strese sokabilir; akabinde ise daha çok ekrana bakmamıza sebebiyet verebilir.
Serinin ikinci yazısında bir bilginin zihne inmesiyle kalbe de inmesinin önemli olduğundan bahsetmiştim. Harcanan zamana arada sırada bir göz atarsak belki de iki saniye sonra unutulan TikTok ya da Facebook gönderilerine harcanan, sonunda bizi dinlendirmesi gerekirken daha çok yoran o saatler kelimenin tam anlamıyla yüreğimize inebilir.
2- Strese girmeden rahatsız edilmemenin yolu: 3 Tip Rahatsız Etme Modu
İnsanlar kır evlerinde, deniz kenarlarında ve dağlarda inzivaya çekilecek yer arar; sen de buna şiddetli bir özlem duyuyorsun. Fakat bu özlem çok cahilcedir. Eğer inzivaya çekilme isteği duyuyorsan, gayet mümkün ve basittir bu: İnsan dilediği zaman kendi içinde inzivaya çekilebilir. Üstelik insan inzivaya çekilmek için kendi içinden, kendi ruhundan daha huzurlu, daha sakin hiçbir yer bulamaz, özellikle de kendinde inzivaya çekildiğinde ona huzur verecek şeylere sahipse. [Marcus Aurelius, Kendime Düşünceler, IV-3]
Aslında eskiden insanlar modern yaşamın sorumluluk ve temposuna maruz kalmadıkları için bize göre daha inzivâî, dünya gürültüsünden daha ırak bir yaşam sürüyorlardı. Tabii ki bu dönemlerde nezle gibi hastalıklardan dolayı geride bırakılıyor, biraz geç düzelecek basit bir yaradan dolayı ölebiliyorlardı. İki bin yıl önce bile bu “rahat” yaşamın idealleştirildiğini duymak hem acı hem de anlamlı. O dönemin Roma İmparatoru Marcus’un kendi kendine sıkça hatırlattığı gibi, insanın gerektiğinde kendi iç dünyasına çekilebilmesi günümüz dünyasında büyük bir lüks. İnsanın önce huzurlu bir iç dünya inşa etmesi, sonrasında ise dijital bildirimlerin sağanak yağmurundan kaçması gerekiyor. Şimdi anlatacağım bildirim ayarları, cebimize sığan ve yağmurlu havalarda hızlıca açabileceğimiz bir şemsiye işlevi görebilir.
Telefonu sürekli rahatsız etme modunda olduğu için arkadaşlarından ve eşinden sık sık eleştiriye maruz kaldığını söyleyen Cal Newport, Dijital Minimalizm kitabında özür dilemenin ekrana saatler harcamaktan daha kolay olduğunu söylüyor. Evet, belki Amerika’da…
Burada bir ara yol bulabilmek için teknolojiyi gerektiği şekilde kullanarak hemen her akıllı telefonda bulunan bir özelliği aktive edebiliriz: “Rahatsız Etme Modu”. Bu modun amacı kişilerden ya da uygulamalardan gelen bildirimlere kısıtlama getirmek ya da sadece belirli kişilerden ya da uygulamalardan gelen bildirimleri kabul etmek. Misal partnerimizden gelen arama bildirimlerini açık tutabilir, WhatsApp bildirimlerini kapatırken e-posta bildirimlerini açık tutabilir, ya da istemediğimiz kişilerden gelen bildirimleri (hangi uygulamadan olursa olsun) engelleyebiliriz.
Bu modun göz ardı edilen bazı detay ayarlarını kullanarak suçlu hissetmeden, stres olmadan ve partnerimizden azar yemeden dijital huzura bir adım daha yaklaşabilir, bizim için daha değerli olan aktivitelere öncelik verebiliriz. Kendi hayatım için kullandığım ama sadece benim hayatım için niş bir çözüm olduğunu düşünmediğim, genellenebilen üç ayardan bahsedeceğim: “Asla rahatsız etme.”, “Rahatsız etme.” ve “Belki rahatsız et.”. “Rahatsız etme.” dışındaki iki ayar telefonunuzda doğrudan olmayacak ancak telefonunuzda olan Rahatsız Etme menüsünü kullanarak bu modun farklı varyasyonlarını oluşturabilirsiniz [1].
2.1 Asla ve Kat’a Rahatsız Etme
Bu rahatsız etme modunda sizi hiçbir uygulama ya da insan rahatsız edemez. Bu modu bir nevi uçak modu gibi düşünebilirsiniz. Uçak modundan farklı olarak telefonunuz sizi arayanları otomatik meşgule atıyor, hâlâ bildirimleri alıyor ve saklıyor. Bazen uçak modunda bizi arayanları kaçırabiliyoruz ya da bu hizmeti bazı telekomünikasyon şirketleri parayla satabiliyor. Böyle bir ücret ödemeden ya da aramaları kaçırmadan bildirimleri sessizce almaya devam etmek isterseniz bu modu kullanabilirsiniz.
Normalde Rahatsız Etme modunda sizi üç dakika içerisinde üst üste iki defa arayan insanlar ulaşabiliyor (acil bir durum olma ihtimali olduğu için), ancak bu modda bu özelliği de kapatmanızı öneririm. Bu modun amacı, toplantı, terapi seansı veya derin çalışma blokları gibi bildirim almak istemediğiniz durumlarda uçak modunun dezavantajlarından ve titreşim modunun dürtmelerinden kurtularak sessizliğe kavuşmanız. Eğer sizi arayan insanların otomatik meşgule atılması sizin için bir stres kaynağı ise otomatik mesaj özelliğini aktive ederek istediğiniz bir mesajın sizi arayanlara otomatik olarak gitmesini sağlayabilir, onları bilerek meşgule atmadığınızı bildirebilirsiniz.
2.2 Rahatsız Etme
Bu tam olarak telefonunuzda size hazır olarak sunulan bildirim modu aslında. Telefonunuzda bu mod aktifken sizi arayan herkes otomatik meşgule atılır ancak üç dakika içerisinde sizi ikinci defa arayan insanın araması size ulaşır. Bu modda sizin için önemli olan alarm, takvim ya da WhatsApp uygulamasının bildirimlerini sürekli açık tutabilir, kalan tüm uygulamaları kapatabilirsiniz. Diğer tüm modlar gibi burada da bir geri dönüş mesajı hazırlayabilir, sizi arayanlara acil bir durum halinde tekrar ararlarsa ulaşabileceklerini bildirebilirsiniz.
Benim hayatımda da bu mod daha çok bir ara yol görevi görüyor. Genelde arada sırada rahatsız edilmenin dikkatimi pek de dağıtmayacağı hafif işlerde uğraşırken bu modu aktive ediyorum. Acil bir durum olduğunda üst üste arayanlar da ulaşabiliyor, takvim ve anımsatıcı bildirimlerimi ise dalgınlığıma karşı tedbir olarak açık tutuyorum. Yine de söylemeliyim ki bu modu üstte bahsettiğim ve aşağıda bahsedeceğim modlar kadar çok kullanmıyorum. Yine de akıllı telefonlarda hazır olarak gelen bu moddan bahsetmek istedim.
2.3 Belki Rahatsız Edebilirsin
Bu sanırım en çok kullandığım bildirim ayarı. Bir toplantıda ya da derin çalışma halinde değilsem telefonumu genelde bu modda kullanıyorum. Hatta şu an bu yazıyı yazarken de telefonum benden olabildiğince uzakta bu modda bekliyor. Bu modun amacı önemli ya da o günün aktivitesiyle ilgili bildirimleri kaçırmadan dijital sessizliği sağlayabilmek. Bu modun ayarları ise şöyle:
- Sadece favori kontaklara eklenen kişilerden gelen arama bildirimlerini kabul et.
- Sadece takvim, anımsatıcı vb. kullanımı zaruri uygulamaların bildirimlerini kabul et.
Burada kilit nokta favori listesindeki kişilerin kim olacağını duruma göre değiştirmek. Misal bugün rahmetli dedemlerin yayladaki bir evinden bu yazıyı yazıyorum ve e-posta, WhatsApp vb. bildirimlerin gelmesini istemiyorum. Ancak şu an evde yalnız olduğum için ailemden birisi bana ulaşmak isterse de ulaşılabilir olmak istiyorum. Aynı zamanda şu an askerlik yapan yakın arkadaşım beni hafta sonu ararsa o aramayı kaçırmak istemiyorum. Haliyle şimdilik favori listemde ailem, bu bahsettiğim yakın arkadaşım ve akşamüstü buluşma ihtimalim olan partnerim var. Geçen hafta uzun süredir görmediğim arkadaşlarımla toplanmak için İstanbul’a gittiğimde ise bu listede o arkadaşlarım da vardı. Peki bir arkadaşım ya da tanıdığım bilmediğim bir numaradan bana ulaşmaya çalışırsa? O zaman da aynı 3 dakika içerisinde gelen ikinci aramaları kabul eden bildirim özelliğim de açık.
Uygulama nezdinde ise daha önce planladığım bir yapılacak ya da etkinlik varsa ve unuttuysam — ki sıklıkla olan bir durumdur — o bildirimleri de almak istiyorum. O yüzden de takvim ve anımsatıcı bildirimlerim her zaman açık olacak şekilde programlı.
Bu modun ayarlarındaki kişileri ve uygulamaları günden güne ya da etkinlikten etkinliğe değiştirebilir, günün kalan saatlerinde hangi işlere ya da kişilere odaklanmak istiyorsanız daha kaliteli bir şekilde odaklanabilir, dijital huzurun verdiği sessizliğin tadını stressiz bir şekilde çıkarabilirsiniz.
3- Sürtünme Yaratmak
İngilizce’de friction olarak geçen sürtünme, bizde pek batı literatüründeki gibi kullanılmıyor ancak daha güzel bir Türkçe karşılığını da henüz bulamadım. Bu ilk maddede bahsettiğim, uygulamaların kullanımını fiziksel bir “tuğla” ile sınırlamaya çalışan Brick isimli girişimin de temel aldığı bir strateji olan sürtünme fikri, bu yazının bağlamında istenmeyen davranış ile aramıza olabildiğinde mesafe ve zorlukların konulmasını temsil ediyor. Teknoloji şirketleri ise bu sürtünmeyi olabildiğince azaltmaya çalışıyor ki ürünleriyle daha çok etkileşime geçelim. Bu etkileşim sonucunda elde edilen verilerin ne kadar para kazandıracağının henüz bir sınırı yok.
3.1 Ekranı siyah beyaz yapmak
Geçen yazımda bahsettiğim gibi, teknoloji şirketlerinin kullanmaktan çekinmediği parlak renklerin bizim evrimsel psikolojimizde yeri var. Eğer farklı parlak renkleri ayırt edemeseydik, avlanmadan geçirdiğimiz ve aç gezdiğimiz dönemlerde yeşilliklerin arasındaki parlak meyveleri fark edemez, toplayıcılık yapamadığımız için de neslimizin tükenme tehlikesiyle baş başa kalırdık.
Ekranı siyah beyaz yapmanın biraz ekstrem bir taktik olduğunu düşündüğüm için geçtiğimiz hafta mat ekran koruyucu önermiştim. Bilakis ekranı siyah beyaz yapmak gerçekten de ekran kullanımını ve anksiyeteyi azaltmak konusunda işe yarayan bir yöntem olduğu için buraya kısaca bırakmayı tercih ettim. Mat ekran koruyucu dışında bir başka ara yol olarak ise siyah beyaz filtrenin aktive edilip olabildiğinde en düşük olan ayara alınmasını önerebilirim. Böylece farklı renkleri görebilirsiniz ancak sürekli dikkatimizi alacak parlak renklerdeki uygulamaların tuzağına da düşmemiş olursunuz.
Ben de bir süre denedim, işe yaradığını da gördüm ancak fotoğraf çekerken sorun çıkardığı için kullanmaktan vazgeçtim. Daha önce de bahsettiğim ve ileride bahsedeceğim üzere, kişisel gelişim ile kişisel takıntı arasındaki fark burada da önemli. Hayattan alacağımız bir gramlık zevki de sürekli bir gelişim uğruna öldürmeye gerek olmadığını düşünüyorum.
3.2 Yüz ya da parmak izi tanıma özelliğini kapatmak
Bu belki de çoğumuzun burun kıvıracağı bir tavsiye olacak ancak telefona her girişinizde (belki de 6 haneli) şifremizi girmek, “Şöyle bir bildirimlere bakıp çıkayım.” ile başlayıp dakikalar, hatta saatler süren zaman kayıplarının bazılarından bizi kurtarabilir, sürtünmenin olmadığı uzaydan ülkemizin verimli toprak arazilerine inmemizi sağlayabilir.
3.3 Telefonu arabada bırakmak (Şu yaz sıcakları geçtikten sonra…)
Bu kesinlikle lüks bir taktik çünkü herkesin her zaman telefonunu yanında taşımama lüksü yok. Kimimizin arabası yok, arabası varsa dönem dönem (kronik) rahatsızlıkları olan sevdikleri ya da telefona sürekli bakmasını gerektiren işleri var. Yine de imkân oldukça yapabilmek adına aklımızın bir kenarında dursun isterim.
Cal Newport’un kitabında da bahsettiği bu basit fikir belki kimilerinin zaten uyguladığı bir yöntemdir ancak benim aklıma okumadan önce geldi desem yalan olur. Arabayla gittiğimiz destinasyonda yürüyüşe çıktığımızda, sevdiklerimizle buluştuğumuzda ya da anın içinde olmanın bizim için bir öncelik olduğu durumlarda telefonumuzu arabada bırakabilir, dijital yaşama kısa bir süre de olsa ara verebiliriz. (Kısa bir not: aşırı sıcak ya da soğuk hava şartlarında telefonu arabada bırakmak telefonun batarya ömrünü kısaltabilir, özellikle bu yaz aylarında dikkatli olunuz.)
4- Ve benzeri yöntemler
Burada sürtünmeyi artırmanın üç yöntemini ya da bazı telefon ayarlarını paylaştım ancak asıl amacım bu sürtünme fikrini ve teknolojinin kötü yanlarıyla teknolojiyi kullanarak mücadele edebileceğimiz fikrini tanıtmaktı. Hepimizin hayatında farklı farklı durumlar olduğu için belki de sizin aklınıza daha farklı ve daha verimli yöntemler gelebilir. Hatta araştırmamı istediğiniz başka fikirleriniz ve tavsiyeleriniz olursa bu e-postaya cevap yazarak paylaşabilirsiniz. Bu yöntemler hayatımızı kökten değiştirmeyebilir; nitekim burada amaç günlük ekran süresinden yapılan on dakikalık bir tasarrufun kar topu gibi büyüyüp on yıllık bir süre zarfında kendisini çok daha verimli aktivitelere, daha anlamlı bir hayata bırakması.
Saygılarımla,
Buğra
Kaynaklar & Dipnotlar
[1] iOS cihazlar için buraya, Android bazlı cihazlar için ise buraya tıklayabilirsiniz.
İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar
İyiye gitmek mi, kötüden kaçmak mı?
Dijital Yaşamda Dijital Huzuru Bulmak – I

