Haklısınız, söylemesi -- ya da yazması diyelim -- her zaman yapmasından daha kolay. Maksat bir pusula olsun, varamasak da kuzeyi göstersin... Ben teşekkür ederim zamanınız ve yorumunuz için için 🙏
Dışarının onayını aramakta olup yine de içimizde bir yerde değerli parçayı koruyabildigimizde bence mümkün bu. Ya da şöyle diyebilirim. O değerli parçayı kesfettiginizde, herşeyden vazgeçtim, paylasacak birşey yok, yazacak birşey dediğiniz anda, tam da o zaman, dışarıya açılıyorsunuz, belki de daha çok yazmaya başlıyorsunuz. Yalnızlık da hiçlik de bir yere kadar. Yazma Cesareti - Nihan Kaya kitabını tavsiye ederim. Olmak cesareti - Paul Tillich ve Yaratma Cesareti - Rollo May üçlemesiyle tadından yenmez.
Teşekkür ederim güzel yorumunuz ve kitap önerileriniz için 🙏 Olmak Cesareti haddinden fazla bir süredir okuma listemdeydi, bu vesileyle az önce sipariş ettim.
Bahsettiğiniz bu yazma bağlamında gerçekten de bu tarz bloklar (belki de umutsuzluklar) daha fazla yazmanın önünü açıyor. Gariptir ki bu süreçte dışarıya açıldıkça içeriye de açılıyoruz, o sadece başkalarına layık gördüğümüz "misafir odamızda" kendimize de kaliteli bir fincanda Türk kahvesi yapıp anın içinde kalabiliyoruz; kendimize de o değeri verebiliyoruz. Akabinde onay ihtiyacımız da dışarıdan içeriye doğru ilerliyor, en azından bazen 🙂
Anın içinde kalmaya da çalışmamak lazım. Bu da ayrı bir stres kaynağı. Bunun için de Çalınan Dikkat - Johann Hari kitabını şiddetle tavsiye ederim. Orada dikkatimizi dağıtan tavşan deliğine karşı zalim iyimserlikten bahsediyor. Kahvemizi alıp sakince misafir odamıza oturamasak da kendimize yüklenmemeliyiz bence. Kaliteli zaman geçirmek farklı şekillerde olabilir, yeter ki bize uysun. İçinde rahat ve mutlu hissedelim kendimizi aynı zamanda da bizi düşündürsün, sorgulatsın. Umut versin, sığınak olsun. Herşeyin olumlu herseyin olumsuz olduğu bir ortamdansa. İyi ve kötü havaların olduğu bir ortam en iyisi sanki.
Kesinlikle katılıyorum. Bu kaçan kovalanır halini kişisel gelişimin kişisel takıntıya dönüştüğü, zoraki haz ya da anlam arayışlarının huzurdan çok stres getirdiği durumlarda da görebiliyorum. Aslında yarına "anın içinde kalmak" temalı bir yazı planladım, zamanım olsaydı bahsettiğiniz açıdan da yaklaşmak isterdim. Gelecek yazılara umuyorum.
Çalınan Dikkat'i henüz okuyamadım ancak listemde. Teşekkürler öneriniz için. Hatta "Dijital Dünyada Dijital Huzuru Bulmak" adlı bir yazı serimde bir kişi daha önermişti. Orada da (nöro)psikoloji çerçevesinden bu konuyu ele almaya çalışmıştım, ilginizi çekerse göz atmanızı öneririm.
Evet kesinlikle! Böyle başlıyor onay ihtiyacıyla ve dışarıdan içeriye . İçeriden dışarıya da bir geçiş süreci oluyor. Hep dönüşümlü bir süreç. Tatlı bir döngü
Keşke hayatımıza uyarlayabilsek tüm bu örnek alınası bakış açısını…👌başkalarının bizimle ilgili ne düşündüğüne harcadığımız değerli zamanlarımızı kendimizi geliştirmeye harcasak ve bizi asıl mutlu edecek olanında bu gelişimle birlikte alacağımız haz olduğunun farkındalığını yaşasak ;ne güzel olurdu diye düşündüm bu yazınla beraber kendi adıma… kalemine sağlık …🙏
Dışarının onayını arayan benlikler için epiktetos‘un öğütü zorlayıcı olsa gerek ama bu nazik hatırlatma için teşekkürler
Haklısınız, söylemesi -- ya da yazması diyelim -- her zaman yapmasından daha kolay. Maksat bir pusula olsun, varamasak da kuzeyi göstersin... Ben teşekkür ederim zamanınız ve yorumunuz için için 🙏
🙌🏻
Dışarının onayını aramakta olup yine de içimizde bir yerde değerli parçayı koruyabildigimizde bence mümkün bu. Ya da şöyle diyebilirim. O değerli parçayı kesfettiginizde, herşeyden vazgeçtim, paylasacak birşey yok, yazacak birşey dediğiniz anda, tam da o zaman, dışarıya açılıyorsunuz, belki de daha çok yazmaya başlıyorsunuz. Yalnızlık da hiçlik de bir yere kadar. Yazma Cesareti - Nihan Kaya kitabını tavsiye ederim. Olmak cesareti - Paul Tillich ve Yaratma Cesareti - Rollo May üçlemesiyle tadından yenmez.
Teşekkür ederim güzel yorumunuz ve kitap önerileriniz için 🙏 Olmak Cesareti haddinden fazla bir süredir okuma listemdeydi, bu vesileyle az önce sipariş ettim.
Bahsettiğiniz bu yazma bağlamında gerçekten de bu tarz bloklar (belki de umutsuzluklar) daha fazla yazmanın önünü açıyor. Gariptir ki bu süreçte dışarıya açıldıkça içeriye de açılıyoruz, o sadece başkalarına layık gördüğümüz "misafir odamızda" kendimize de kaliteli bir fincanda Türk kahvesi yapıp anın içinde kalabiliyoruz; kendimize de o değeri verebiliyoruz. Akabinde onay ihtiyacımız da dışarıdan içeriye doğru ilerliyor, en azından bazen 🙂
Anın içinde kalmaya da çalışmamak lazım. Bu da ayrı bir stres kaynağı. Bunun için de Çalınan Dikkat - Johann Hari kitabını şiddetle tavsiye ederim. Orada dikkatimizi dağıtan tavşan deliğine karşı zalim iyimserlikten bahsediyor. Kahvemizi alıp sakince misafir odamıza oturamasak da kendimize yüklenmemeliyiz bence. Kaliteli zaman geçirmek farklı şekillerde olabilir, yeter ki bize uysun. İçinde rahat ve mutlu hissedelim kendimizi aynı zamanda da bizi düşündürsün, sorgulatsın. Umut versin, sığınak olsun. Herşeyin olumlu herseyin olumsuz olduğu bir ortamdansa. İyi ve kötü havaların olduğu bir ortam en iyisi sanki.
Kesinlikle katılıyorum. Bu kaçan kovalanır halini kişisel gelişimin kişisel takıntıya dönüştüğü, zoraki haz ya da anlam arayışlarının huzurdan çok stres getirdiği durumlarda da görebiliyorum. Aslında yarına "anın içinde kalmak" temalı bir yazı planladım, zamanım olsaydı bahsettiğiniz açıdan da yaklaşmak isterdim. Gelecek yazılara umuyorum.
Çalınan Dikkat'i henüz okuyamadım ancak listemde. Teşekkürler öneriniz için. Hatta "Dijital Dünyada Dijital Huzuru Bulmak" adlı bir yazı serimde bir kişi daha önermişti. Orada da (nöro)psikoloji çerçevesinden bu konuyu ele almaya çalışmıştım, ilginizi çekerse göz atmanızı öneririm.
Evet kesinlikle! Böyle başlıyor onay ihtiyacıyla ve dışarıdan içeriye . İçeriden dışarıya da bir geçiş süreci oluyor. Hep dönüşümlü bir süreç. Tatlı bir döngü
Keşke hayatımıza uyarlayabilsek tüm bu örnek alınası bakış açısını…👌başkalarının bizimle ilgili ne düşündüğüne harcadığımız değerli zamanlarımızı kendimizi geliştirmeye harcasak ve bizi asıl mutlu edecek olanında bu gelişimle birlikte alacağımız haz olduğunun farkındalığını yaşasak ;ne güzel olurdu diye düşündüm bu yazınla beraber kendi adıma… kalemine sağlık …🙏
Çok teşekkürler 🙏