Eylemin önündeki engel, eylemi ilerletir.
Atatürk, Çanakkale ve engeller
Yıllardan 1915, aylardan Nisan; saatler sabahı gösteriyor. Anzak birlikleri Gelibolu Yarımadası’na — Arıburnu kıyılarına — doğru çıkmaya başlamış, ancak Osmanlı savunması henüz tam yerleşmemişti. Düşmanın iç bölgelere hızlı bir şekilde ilerleme kararı tüm savaşın seyrini Osmanlı’nın aleyhine etkileyebilirdi.
O sırada 19. Tümen Komutanı, bu çıkarmanın olduğu konumdan uzaktaydı. Tümenini bölgeye sevk etmesi için yukarıdan bir emir gelmesi gerekiyordu ve bu emir hızlıca gelecek gibi değildi. Kendisine gelen istihbaratları ve top seslerini değerlendiren Mustafa Kemal, inisiyatif alarak birliklerine harekete geçme emrini verdi.
Yol üstünde, Conkbayırı’nda, koşarak kaçan Osmanlı askerlerine denk geldi ve onlara neden kaçtıklarını sordu. “Düşman” cevabını aldıktan sonra askerlere “Cephaneniz yoksa süngünüz var.” diyerek onların geri çekilmesini durdurdu, akabinde bu durum düşmanda beklenmedik bir endişe yaratarak Osmanlı ordusuna savunma hattı kurması için zaman kazandırdı.
Bunun hemen ardından Mustafa Kemal, birlikleriyle beraber cepheye ulaştı ve durumu tüm çıplaklığıyla gördü: Eğer burada bir direniş sağlayamazlarsa düşman cepheyi yaracak ve savaş belki de kaybedilecekti. Irresistable ve Queen Elizabeth gibi büyük gemileri batmış ya da hasar almış düşman, tam da Mustafa Kemal’in öngördüğü yerden karaya çıkarma yapmaya karar verdi. Gerisi ise tarih:
… cephanesi biten askerlere “Süngü tak” emrini verdi. Daha sonra; “Ben size taarruz emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve başka komutanlar geçebilir” dedi. Tarihin bu en büyük siper savaşı başlamıştı. Siperler arası uzaklık sekiz on metre kadardı. Türk siperlerinden hiçbir asker ayrılmıyordu. Şehit düşenlerin yeri hemen dolduruluyordu. Her adım başına bir mermi düşüyor; toprak adeta tüterek kaynıyordu… [1]
Engelin kendisini değiştiremeyen Mustafa Kemal, askerlerinin engele karşı bakış açısını — stratejik bir şekilde — değiştirmeye karar verdi ve bu değişiklik tarihin sayfalarına kalıcı bir mürekkeple yazıldı. Sadece Çanakkale’de değil, kurtuluş mücadelesi boyunca Mustafa Kemal’in, değiştiremeyeceğini bildiği engellere yüklediği anlamı değiştirerek düşük ihtimallerden, umutsuzluklardan ve nice “Vah Vah!”lardan yılmayıp kayıpları kazanca dönüştürdüğünü defalarca görebiliyoruz. Zira bu engeller ne geçmişte bitti ne de şimdi bitecek [2].
Vatan topraklarına göz dikmiş bir düşman.
Beklenmedik bir ölüm.
Ansızın gelen bir tıbbi tanı.
Reddedilen bir talep.
Yapılan bir hata.
Adil olmayan bir durum.
Üst üste gelen problemler.
Anksiyete.
Depresyon.
Umutsuzluk.
Pişmanlık.
Engel üzerine engel.
İster kendi inşa ettiğimiz engeller olsun ister başkalarının… Peki biz neden varlığından kaçamadığımız bu engelleri oldukları gibi kabul edelim? Lakin belki de depresyon, kendisine şefkatle yaklaşan yeni bir benliğin; anksiyete, hayata karşı dik duran bir cesaretin; beklenmedik problemler, metanetin; retler, yeni yolların keşfinin; yaptığımız kırıcı hareketler, özrün; söylenmeden birikmiş sözler, açık bir iletişimin; her yeni engel, yeni bir yolun kapısını aralayacaktır. Bunlar, belki de zaten engel değildi, sadece yeni bir yola çıkan kıvrımlardı. Belki de bu konuda örnek almamız gereken Atam, kendisinden yüzyıllar önce hayatın tüm acımasızlıklarına karşı süregelen bir direnişin, bir inadın, bir başkaldırışın, tarihimizde kanlı canlı vuku bulmuş haliydi:
Eylemin önündeki engel, eylemi ilerletir.
Yolumuza çıkan şey, yolun ta kendisine dönüşür.
Saygılarımla,
Buğra,
Kaynaklar & Dipnotlar
[1] Burada alıntıladığım kaynak bu savaşı en büyük cephe savaşı olarak nitelendirse de, I. Dünya Savaşı’nın batı cephelerinde Somme gibi bazı muharebeler çok daha kanlı ve geniş boyutta gerçekleşmiştir. Yine de alıntının gidişatını bozmamak adına dipnotta değinmek istedim.
[2] Normalde 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü için bu yazıyı planlamıştım, lakin karşıma çıkan ve değiştiremediğim bazı engellerden ötürü bir süredir paylaşım yapamadım, haliyle bu gönderi de bu haftaya nasip oldu.
İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar
Yin ile yang: Anlam ve hazzın dengesi
Dijital Yaşamda Dijital Huzuru Bulmak - V
Kitap Okumanın Psikolojisi - III



Çok çok güzel ve anlamlı bir yazı…👏👏👏